Ana SayfaKadın HastalıklarıGebelik ve DoğumKısırlık ve Tüp BebekKadın KanserleriVideolarİletişim
 

Yorum Yazyazdır

27.10.2009 22:46:06 Ziyaret Sayısı: 3832

 
 
Çocuğunuz Olmuyorsa; Tüp Bebek Deneyin

Çocuğunuz Olmuyorsa; Tüp Bebek Deneyin


Sayın okuyucularım, bu bölümde tüp bebek ile ilgili her şeyi sizlere anlatmaya çalışacağım. Tüp bebek kimlere yapılır? Nasıl yapılır? Başarı şansını neler arttırır, başarısızlık neden olur? Başarısız tüp bebek denemelerinden sonra neler yapılabilir? Kaç yaşına kadar tüp bebek yapılabilir? Kimlere tüp bebek yapılamaz gibi çok sık sorulan sorulara açıklık getireceğim. Tüp bebek günümüzde hala pahalı bir tedavidir ve ekonominin bozulduğu bu zamanlarda biraz daha da zorlaşmıştır. Konuyla ilgili detaylı bilgi isteyenler tüp bebeğin maliyetinin ne olacağını öğrenmek isteyenler www.jinemed.com.tr adresinden veya 0212 260 40 40’dan bizlere ulaşıp, bilgi alabilirsiniz.

 

      NORMAL GEBELİK NASIL OLUŞMAKTADIR

 

     Tüp bebeğin nasıl olduğunu anlamak için önce bir kadının nasıl gebe kaldığını kısaca anlatmamda fayda var. Sperm vajinaya geldikten sonra rahim ağzına ulaşır. Rahim ağzında elverişli salgı bulabilir ise ‘’ ki bu sadece yumurtlama günleri civarında elverişli olmaktadır ‘’ oradan da içeri doğru girer.

                              

Girerken spermin kuyruklarının getirdiği ileri hareketle rahim içi sıvıda yüze yüze yumurtalık kanallarına kadar ilerler. Bu arada yumurtaya ilerleme yolunda spermlerin büyük bir çoğunluğu kaybedilir. Sperm kanala girdikten sonra gerek kendi kuyruk hareketi gerekse kanalların içindeki tüycüklerin hareketi ile yumurtalığa doğru yol alır ve kanala girdikten 3- 4 saat sonra yumurta ile karşılaşır.

 

     Tabi yumurtanın da hikâyesini kısaca özetlememiz uygun olur. Bütün bunlar olurken                  ( âdetin yaklaşık 14. günleri civarında ) kadının hormonlarının etkisi ile yumurtalıktaki, o ayın seçilmiş yumurtası büyümeye başlar ve yaklaşık 2 cm çapına ulaşınca da yumurtanın kabuğunu delerek dışarıya çıkar. Bu arada yumurtanın çatlamadan önce salgıladığı kimyasal maddelerinde etkisi ile yumurtalık kanalının yumurtalığa bakan püskülümsü ucu yumurtalığın üzerine kapanır ve yumurta direk yumurtalık kanalının içine düşer. Bundan sonra yumurtalık kanalındaki tüycüklerin etkisi ile ilerleyerek bir süre sonra spermle yumurtalık kanalının ortasında buluşur. Bu noktada yüzlerce sperm yumurtanın dış kabuğuna yapışır bunu delerek içeri girmeye çalışır. Bunu genelde sadece bir tanesi başarır ve yumurtanın kabuğundan içeri girer. Daha sonra sıvıdan geçerek yumurtanın çekirdeğine ulaşır ve burada karşılıklı etkileşim ile döllenme dediğimiz olay olur. Yumurta yaklaşık 24 saat sonra ikiye, 48 saat sonra 4 hücreye bölünür… Birkaç gün sonra da yine yumurtalık kanalındaki tüycüklerin etkisi ile döllenmiş yumurta geriye doğru yol alır ve rahmin içine düşer. Bu arada çok elverişli hale gelmiş olan rahmin iç zarı üzerine yapışır ve kendi salgılandığı maddelerle zarın derinliklerine yerleşir, kan damarları ile bağlantı kurar ve embriyo veya ilk insan hücreleri burada hızla büyümeye başlarlar. Bundan sonra yapılan gebelik testi, gebelik olduğunu gösterir.

 

Bu karmaşık ama mükemmel sistem bazı çiftlerde bu şekilde işlememektedir. Yani ya vajinaya boşaltılan sperm sayısında ciddi azalmalar veya hareketsizlikler ve şekil bozuklukları mevcuttur veya kadından kaynaklanan bazı sorunlar vardır. Kadınlarda sıklıkla rahmin içinde rahim zarının elverişli olmasını engelleyebilecek myomlar, polipler veya çok ince zar oluşumu gebelikte sorun yaratabilir. Ayrıca yumurtalık kanalları çok önemli işlev görmektedirler ve bunlar bazı kadınlarda çift taraflı bazen tek taraflı tıkalıdır veya geçirilen iltihap ya da doğuştan olan bazı eksikler nedeniyle yumurtalık kanalı içi tüycükleri işlevini göremezler ve yumurta ile spermi bir araya getiremezler.

 

     Yine bazı durumlarda yumurtalıktan yumurta her ay üretilemez veya üreyen yumurta çatlayıp ta yumurtalığı terk edemez. Buna ek olarak karın içinde yumurtalık kanalının yumurtalığın üzerine kapanmasını engelleyecek şekilde yoğun yapışıklıklar olabilir ve bunlar kanal ve yumurtalığın birbiri ile irtibatını bozabilir. Eskiden geçirilmiş karın içi ameliyatlar ve yoğun iltihaplarda bunu yapabilir.

 

     Buna ek olarak yine kadınlarda adet kanının kısmen içeriye akması ile izah edilebilen endometriozis denilen bir hastalık vardır. Bu hastalıkta rahim zarı parçacıkları karnın değişik yerlerinde bulunurlar ve her adet döneminde onlarda kendi adetlerini görerek etrafta ağrı, yapışıklık ve salgıladıkları maddelerin etkisiyle de yumurtalığın yumurtlayamamasına veya döllenememesine veya rahme yapışamamasına yol açabilirler.

 

     Son olarak ta sebebi bilinmeyen bir kısırlık grubu vardır ki; bu grupta her şey normaldir ama bir şekilde çocuk olamamaktadır. Bu olgularda da bazen son çare tüp bebektir.

 

     TÜP BEBEK NASIL OLMAKTADIR

 

     Tüp bebek yukarda anlatılan doğal gebelik yönteminin bir benzerinin annenin vücudunun dışında yapılması demektir.

 

     Yani erkekten sperm alınır ve tabiatın rahim içinde yaptığı eleme gibi en iyiler ayıklanıp seçilir ve tüp bebek uygulamasında kullanılmak üzere biriktirilir.

 

     Annenin yumurtalığında her ay üreyen tek bir yumurtanın yerine ona birtakım ilaçlar vererek bir sürü yumurta üretilir. Tabiatta normal olarak çatlayıp yumurtalığı terk eden yumurta yerine yine anneye bir yumurtlatıcı ( yumurta çatlatıcı ) ilaç verilir. Bu ilaçtan sonra yumurtaların çatlayıp ta karın boşluğuna veya yumurtalık kanalına gidip kaybolmasına engel olmak için 35 saat sonra  ( ki yumurta yaklaşık 38 saatten sonra yumurtlayıp kaybolmaktadır ) ameliyathanede hafif bir anestezi altında vajinal yoldan ultrason eşliğindeki bir iğneyle yumurtalığa girilir. Yumurta etrafındaki su dolu keseciğiyle birlikte ( folikül ) emilir. Emilen sıvı embriyoluğa verilir o da mikroskop altında bu sıvının içinde yumurtanın kendisini arar ve bulur.  Bu şekilde bütün yumurtalar toplandıktan sonra anneye rahim zarını biraz kalınlaştırıcı ve gebeliği hazırlayıcı ilaç veya iğnelere başlanır. Yumurta toplandıktan 1- 2 saat sonra daha önce alınmış ve seçilmiş spermlerle bir araya getirilerek spermin bu yumurtayı döllemesi beklenir ( Buna, IVF tüp bebek diyoruz).

 

     Ne var ki IVF yönteminde spermin yumurtayı döllenmesi beklenir ve bazen bu hiçbir şekilde gerçekleşmez. Örneğin sperm çok zayıftır, dölleme yeteneğinden uzaktır, şekil bozukluğu vardır vs. Dolayısıyla 1995 yılında mikroenjeksiyon denilen bir yöntem ortaya çıkmıştır. Bu yöntemde tek bir sperm alınıp bir iğne yardımı ile yumurtanın zarı delinerek aynen doğada olduğu gibi spermi yumurtanın çekirdeğinin yanına bırakıyoruz ve bir yerde döllenmeyi zorla yapıyoruz. Artık günümüzde en çok kullanılan yöntem budur ve bizde Jinemed’de sadece mikroenjeksiyon yapıyoruz. Mikroenjeksiyonlu gebelik şansı tüp bebekten genelde daha yüksektir. Bu şekilde yumurtanın içine sperm sokulduktan sonra bu yumurtalar insan vücuduna benzer ortam içeren inkübator denilen cihazlarda ( kuluçka makinesi de denilebilir! ) bekletilir. 24 saat sonra bu döllenen yumurtanın ikiye bölündüğü 2 gün sonra dörde bölündüğü 3 gün sonra ise sekize bölündüğü izlenir. Üçüncü günde sekize bölünmüş embriyolardan 2 veya 3 tanesi seçilerek ince bir tüp yardımı ile annenin rahmine yerleştirilir. Yani tabiatta yumurtalık kanalında olan dölleme işlemi aynen dışarıda gerçekleştirilir ve yumurtalık kanalının rahme doğru ilerlettiği ilk döllenmiş yumurta (zigot) dışarı da üretilerek rahme direk bizim tarafımızdan yerleştirilir. Rahim içine yerleştirilen her embriyo tutunamaz dolayısı ile tüp bebekte her kadın her denemede gebe kalamaz. Bu tabiatın insanlara verdiği bir kısıtlamadır ve bir yerde insan neslinin gebe kalma yeteneğinin hayvanlardan daha az olması bundandır.

 

Belki de size sıkıcı gelen detaylardan sonra tüp bebeğin hangi olgulara,  tüp bebeğin hangi çiftlere yapılabileceği gibi daha ilginç konulara geçebiliriz.

 

 

 

 

 

 

TÜP BEBEK KİMLERE YAPILABİLİR

 

     Artık günümüzde düzenli cinsel hayatı olan bir çiftin hiçbir şekilde doğum kontrol yöntemi kullanmaksızın 6 ay birliktelikten sonra çocukları olmazsa bir hekime başvurmalarında yarar vardır diye düşünüyoruz. Çünkü normal çiftin 6 ayda çocuğu olmaktadır. Bunun üzerine bir 6 ay daha beklenirse çocuk sahibi olma şansı daha çok  %5 gibi artmaktadır. Günümüzde yoğun çalışan insanlar, plan ve program yapmayı seven çiftler ve toplumumuzda genelde hakim olan sabırsızlık ve istediğimizi bir an önce elde etme içgüdüsü ile altıncı ayın sonunda pek çok çift bizleri ziyaret eder.

 

     Evli çifterin yaklaşık %15 ile %20 sinin ilk 6 ay içinde çocukları olamamaktadır ki bu da toplumumuzda yaklaşık 1- 1,5 milyon çift demektir.

 

     Kadının yaşı 40’ın üzerinde ise bu 6 aylık bekleme süresini 3 aya indirebiliriz çünkü o yaştan sonra gerçekten çocuk sahibi olmaları gecikebilir ve yumurtaları hızla yaşlanıp kaybolabilir.

 

 

Bize Tüp Bebek ile ilgili mail gönderen bazı hastalarımızın sorularının yanıtları:   

 

     SORU 1-  44 yaşındayım ve 21 yıllık evliyim 19 yıldır çocuk hayali peşinde koşuyoruz eşimin spermi 4 milyon civarında kendisi sayısız ilaç tedavisi oldu ve varikosel ameliyatı geçirdi. Ben de iki kez laparoskopi ameliyatı ve sayısız kez aşılama oldum.

 

     Hocam 3 yıl önce ilk tüp bebeği denedik, sonra 2 kez daha denedik hepsi başarısız oldu. Son denememiz bu yıl oldu ve benden sadece bir yumurta çıktı. Doktorlar artık yumurtalarımın çok azaldığını ve şansımın olmadığını söylediler ama ben tekrar denemek istiyorum şansım ne olabilir?

 

     Sayın okuyucumun bu sorusu; çok yaygın bir olaydır. Yani eşinin spermi 4 milyon olmasına rağmen uzun yıllar kaybetmiş ve sıra tüp bebek yapmaya geldiği zaman artık kendi yaşından dolayı, kendi yumurtaları çok azalmış. Sayın okuyucularım, metinlerde anlatacağım gibi spermin 4 milyon civarında olduğu olgularda doğal gebelik, aşılama ve diğer yöntemlerle gebelik mümkündür ama çok enderdir. Dolayısıyla bu tarz tedavileri çok kısa süre denemek belki de hiç denememek gerekir. Bu spermin net tedavisi ancak tüp bebekle yapılabilir. Dolayısıyla tüp bebek aşamasına hastamızın çok daha önceleri gelmesi gerekirdi. 19 yıldır çocuğu olmuyor ve bence 18 yıl önce tüp bebek kararının verilmiş olması lazımdı ve o zamanda çokta genç olduğu için büyük bir ihtimalle tüp bebek denemeleri ile şimdiye kadar gebe kalmış idi.

 

     Şu anda 44 yaşında ve yumurtaları çok azalmış dolayısıyla yine tüp bebek denemeye devam edebilir ama şansı gerçekten çok az ve yitirilen yıllar çok üzücü. Buradan şu mesajı verebilirim: bir çift tüp bebek dışı tedavilerle en çok iki yıl içinde gebe kalamazsa doktoruna artık tüp bebek yapmalı mıyım diye sormalı, sorgulamalı veya böyle bir merkeze gelmelidir.

 

 

     SORU 2- Sayın hocam 8 aydır çocuk için çalışıyoruz ben 24 eşim 26 yaşında. Doktora henüz gitmedik ama hemen bebek sahibi olmak istiyoruz ve bunun için tüp bebek istiyoruz. Şansımız nedir ve tüp bebeğin maliyeti ne kadardır?

 

     Sayın okuyucum, çok gençsiniz ve henüz 8 aydır çocuğunuz olmuyor. Zaten bir çiftin ilk 6 ayda endişelenmemeleri 6 aydan sonra doktora başvurmalarını öneriyoruz. Ve bu noktada yapılacak olan şey erkeğin ve kadının detaylı bir araştırılması ve sonrasında gerekli ise sırasına göre önce klasik, basit yöntemlerin denenmesidir. Şu an yapılan incelemelerde eşinizin spermleri yeterli ise, kanallarınız açık, hormonlarınız da iyi ise bence tüp bebek için çok erkenci davranmayın. Önce diğer tedavileri deneyin. Tüp bebekte %100 gebe kalmanızı sağlayan bir tedavi değildir ve onda da başarısız olunursa insanın morali çok bozulur.

 

     Dolayısıyla doktorunuzla görüşüp önce yumurtlama uyarısı, aşılama gibi tedavileri yapınız. Ama eğer tüp bebek gerekirse tüp bebeğin maliyeti değişik merkezlerde ilaçlar ve diğer araştırmalar hariç 2000 TL ile 4000 TL arası değişmektedir. Buna ilaçları ve diğer masrafları eklerseniz 4000 TL ile 6000 TL arasında bir masraf olabilir. Unutmayınız ki SGK için eğer uygunsanız ilaç parasının %80’nini SGK ödemektedir. Bundan da yararlanmanızı öneririm.

 

 

     SORU 3-  Eşimin sperm sayımı sıfır çıkıyor o da çok çok üzülüyor ve artık doktora gitmek istemiyor ben de onun bu haline çok üzülüyorum ama çokta bebek istiyorum bizim hiç şansımız var mı hocam?

 

    Çocuğu olmayan bir çift bize geldiği zaman ilk yaptığım şey sperm sayımı ve erkeğin değerlendirilmesidir. Tüm sebeplerin yaklaşık %40- 45’i erkekten kaynaklanmaktadır ve basit bir sperm tahlili ile hemen tanı konabilir. Eğer erkeğin spermi sıfırsa yumurtalıklarının ultrasonuna ve kanda hormonlara bakarak bir ilaç tedavisi veya ameliyatın faydalı olup olamayacağına karar vermemiz gerekiyor. Eşiniz önce bizlere gelerek bunları yaptırmalı. Hormonları normal, ultrasonu normal çıkarsa bu durumda mutlaka yumurtalığından küçük bir operasyonla (mikroskop altında yapılan yumurtalık biyopsisi operasyonu) sperm aranır, bulunursa da bu spermle de tüp bebek yapılır. Mikro TESE denilen bu işlemi bir an önce bize başvurarak olmanızı öneririm. Bunda da bir sperm çıkmazsa ama bugünkü teknoloji ile pek bir çözümü olmuyor ancak kök hücre tedavilerini beklemeniz veya uygun bulursanız yurt dışındaki sperm bankasıyla gebe kalmanız mümkün olabilir.

 

 

     SORU 4-  Sayın hocam 6 yıllık evliyim bizim bütün testlerimiz yapıldı ve hepsi normal çıktı. Doktorlar psikolojik nedenlerle çocuğun olmadığını söylüyor ama ben her adet görüşte depresyona giriyorum çok üzülüyorum. Kısırlık sebebimde belli olmadığı için tedavi de olamıyorum. Bana nasıl yardımcı olabilirsiniz?

 

     Sayın okuyucumuzun sorununa sebebi bilinmeyen kısırlık diyoruz. Yani bütün yapılan testler normal ama bir sebep bulunamamış. Bu durumda yapılacak olan şey tabiatın sizi gebe bırakmak için yaptığı şeyleri bizim şartları daha da olumlu hale getirerek taklit etmemizdir. Yani her kadın çocuk sahibi olmak için ayda bir kez yumurtlar biz kadına ilaçlar vererek bu yumurtayı ikiye, üçe çıkarırız, erkeğin spermi normal bile olsa bunları daha yoğunlaştırıp canlılarını ayıklayıp bunları kadına enjekte ederiz. Normal ilişkide spermler vajinaya boşalıp da yumurtalık kanalına gidene kadar yolda sayı ve hareket kaybeder dolayısıyla biz bu yoğunlaştırdığımız spermi ince bir kateter yardımıyla rahmin içine sokup, yumurtalık kanalının ağzına kadar getirip oradan veririz ki hemen kanala girsin ve yumurtayı dölleyebilsin.

       

     Bu tarz yardımlarla sebebi bilinmeyen kısırlık olgularının büyük bir çoğunluğu gebe kalabilir. Buna rağmen gebe kalamayanlarda da tüp bebek son derece başarılı bir yöntemdir ve son olarak bu da denenmelidir. Yani kesinlikle psikolojik sözü yüzünden tedavi olmamazlık yapmayın ve tüp bebek merkezlerine başvurup tüp bebek öncesi tedavilerinize başlayın, bu tedavilerle gebe kalamazsanız tüp bebekte yaptırın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÇOCUĞU OLMAYAN ÇİFTLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

 

     Sayın okuyucular daha önce belirttiğim gibi genç bir çift 6 ay deneyip de çocukları olmazsa artık doktora başvurmaları gereklidir. Bu 6 ay sınırı eskiden 1 yıldı ama günümüzde tedavi olanaklarının artması ve insanların daha sabırsız olması nedeniyle bu 6 ay olarak belirlenmiştir. Ama kadının yaşı 40‘ın üzerinde ise bu süreyi 4 aya indirebiliriz.

 

     Sayın okuyucularım, böyle bir çift bize geldiği zaman ilk yapacağım iş; nedenlerinin ortaya konması için bazı araştırmaların yapılmasıdır. Sebebin %40–45 inin erkekten kaynaklandığını bildiğimiz için önce erkeğin incelenmesi adettendir. Çünkü erkeğin incelenmesi bir sperm sayımıyla yapılabilir ve çok kolaydır. Sperm 3 ile 7 günlük bir cinsel perhizden sonra görülmelidir. Bu mutlaka bu konuda uzman ve gelişmiş bir laboratuarda yapılmalıdır. Spermin en az 20 milyon/cc olması, ikinci saatte ki hareketin %40’ın üzerinde olması ve kruger dediğimiz yönteme göre saptanmış şekil bozukluğunun da %96‘nın altında olması daha doğrusu normal formların en az %4 olması gereklidir. Son yıllarda bu şekil bozukluklarına çok önem veriyoruz ve dolayısıyla bunun değerlendirilmesinin ancak uzman sayıcılar tarafından yapılmasını öneriyoruz. Bütün tüp bebek merkezlerinde uzman sayıcılar bulunmaktadır.

 

     Tek bir sperm sayımıyla da her şeyin kötü olduğunu söyleyemeyiz. Kişinin ideal olarak belirli aralıklarla 3 kez sperm sayımı yaptırması ve bunun ortalamasının yukarıda belirttiğim sayıların altında olması gereklidir ki sperm gerçekten olumsuz diyelim. Peki, spermin zayıf olması durumda ne yapılabilir? Erkeğin kanında FSH, LH, E2, Prolaktin, TSH ve serbest Testesteron gibi hormonlara bakmak uygundur. Bunlardaki ciddi anormalliklerin bazı ilaçlarla tedavisi mümkün olmaktadır. Ayrıca erkeğin testisinden bir ultrason yapmak uygun olur. Testisi saran damarların, özellikle toplardamarların çok geniş ve varisli olması durumunda ( varikosel ) spermin üretileceği yerin harareti artacağı için ve yüksek ısıda sperm öldürülebileceği için bazen ameliyat çözümü spermi iyileştirebilmektedir. Ne var ki, varikosel ameliyatı çok seçilmiş kişilerde yapılmalıdır önümüze gelen her sperm zayıflığında bu yapılmamalıdır çünkü işe yaramaz.

 

     Erkeğin sperminin 10 ile 20 milyonun altında olması durumunda sperm yıkama yöntemiyle konsantre edilir. Sayının 10 milyonun altında olması durumunda genellikle tüp bebek uygundur ve sayının 5 milyonun altında olması durumunda ise mikroenjeksiyon dediğimiz yöntemle Tüp Bebek yapılması başarıyı arttırır.

 

     Erkekte sigara içimi, yoğun alkol kullanımı, çok sıcak ortamlarda çalışma, çok dar çamaşırlar, çok dar blucinler giymek gibi durumlarda spermin üretimine zarar vermektedir.  Dolayısıyla spermi zayıf olanların bu noktalara dikkat etmeleri gereklidir. Erkeğin çocukken veya daha sonra geçirmiş olduğu kabakulak gibi hastalıklar veya testislerin aldığı şiddetli darbelerle oluşan kanamalar da bazen sperm sayımının çok ciddi şekilde düşmesine yol açabilir.

 

     Spermin zayıf olmasının en büyük nedenlerinden bir tanesi de erkeklerin yumurtalarının kasıklarında kalması ve aşağı torbaya inmemesidir.  Pek çok yeni doğan erkekte testislerin kasıklarda olduğunu biliyoruz. Bu durumun çocuk doktorları tarafından çok yakın takibi ve yumurtalar eğer kasıkta kalırsa en geç 2 yaşına kadar bunların ameliyatla aşağıya indirilmesi şarttır. Aksi halde bütün sperm ana hücreleri vücut hararetinde uzun süre kalarak ölebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KADIN DEĞERLENDİRMESİ:

 

     Kadınların gebe kalabilmesi için yeterli sperm kadar rahim ağzının spermlere uygun olması, rahmin içinde ciddi anomalilerin olmaması gerekir. Hiç olmazsa bir kanalın açık olması ve görevini yapıyor olması, yumurtalıklarında her ay yumurtlama olması ve karın içinde birtakım yapışıklıkların olmaması gibi bir sürü koşul gereklidir. Dolayısıyla kadının incelenmesi daha çok zaman alır.

 

     Kadınların yumurtalıklarının etkin olup olmadığını anlamak  için âdetin üçüncü günüde FSH, LH, E2 hormonlarına ve yine gebeliğe etkili olabilecek Prolaktin ve TSH hormonlarına bakılması uygun olur. Bunları çözerken FSH önemlidir. FSH kadının ‘’sperm sayımı diye adlandırılır‘’ normalde 10’dan daha düşük olması gereklidir, 10- 15 arasında gebelik şansında zayıflama 15’in üzerinde de çok ciddi bir zayıflama olur. Özellikle 40 yaş üzerindeki kadınlarda FSH’nin değerlendirmesi çok önemlidir ve FSH düzeyine göre tedaviye hız verilmesi uygun olur. Kadın hormonları normal çıkarsa, kadının genel fizik muayenesi ve vajinal muayenesi normalse, erkeğinde spermi iyi ise daha fazla araştırmaya gerek olmadan yumurtlamayı biraz daha takviye ederek tedaviye başlanabilir. Yani kadının yumurtasının 1’den çok yapılması için her ay 5 gün kadar ilaçlar verilir ve bunlarla ultrason takibi ile yumurtlama izlenir, cinsel ilişki günleri saptanır ve bu tedavi 3–4 ay devam eder.

 

     Kadında yumurtlama sorunu varsa yine aynı tedaviyi uyguluyoruz. Kadınlarda yumurtlama sorununa yol açan en özel hastalıklardan bir tanesi Polikistik Yumurtalıktır. Bu hastalıkta kadının kanındaki LH hormonu FSH hormonundan daha yüksektir ve bunun doğurduğu bir yumurtlama engellemesi vardır. Bu kişilerin yumurtalıklarında yumurtlamamış bir sürü yumurtanın birikmesi ile olan özel bir görünüm mevcuttur. Polikistik demek; bir sürü büyümemiş yumurtanın (kistin) izlenmesi demektir. Bazılarına haplarla yumurtlama tedavisi yapılır, başarılı olunamazsa iğnelere geçilir hatta bazen Laparoskopi dediğimiz ameliyatla yumurtanın kabuğunun değişik yerlerinden delikler açılır ve yumurtlama gerçekleştirilmeye çalışılır yine de başarılı olunmazsa tüp bebek tedavisine geçilir.

 

 

 

RAHİM RÖNTGENİ

 

     Kadın yumurtlama tedavisi belli bir süre gebe kalmaması durumunda rahim röntgenine sıra gelir. Rahme boyalı bir ilaç verilir ve röntgenle bunun kanallardan geçip geçmediğine bakılır aynı zamanda rahmin içine de bir yer kaplayıcı hastalıklara ( polipler, myomlar, urlar gibi ) bakılır. Röntgenle rahim içinde yer kaplayıcı hastalık görünürse bunlar histeroskopi dediğimiz yöntemle çıkartılmalıdır. Histeroskopi’de hafif bir anestezi altında rahme girilir, özel bir ışıklı alet yardımıyla bu myom veya polipler kesilir, çıkartılır rahim için normal hale getirilir. Bazı röntgenlerde rahimde doğuştan olan bazı bölmeler ve darlıklar görülür ki bunlarda yine Histeroskopik yöntemle düzeltilmelidir. Her iki kanalında tıkalı olması durumunda mümkünse laparoskopi ameliyatıyla kanalın açılmasına çalışılır açılamazsa kişi yine tüp bebeğe yönlendirilir. En az bir kanalın açılması durumundaysa tüp bebek öncesi diğer klasik yöntemler denenmelidir.

 

YUMURTLAMA FONKSİYONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

 

Kadın yumurtasından adetten sonra bir tane seçilmiş yumurta büyümeye başlar ve yaklaşık 14.cü günde çatlayarak içindeki yumurta rahim kanalına düşer. Bazı kadınlarda bu işlev olamamaktadır. Kadınlar ultrasonla yumurtlama takibi dediğimiz bir tetkikle araştırılır ve yine yumurtlamanın olmadığı görülürse ( kadın hormonları ) ve yumurtlatıcı ilaçlar ve iğnelerle yumurtlama sağlanması çalışılır. Bunun sağlanmasına rağmen gebelik olmaz ise aşılama veya tüp bebek tedavilerine geçilmelidir.

 

   

 Laparoskopi ameliyatı (neştersiz ameliyat); kadında hiçbir sebep bulunamama durumunda bazen bir sebep aramak için anestezi altında neştersiz ameliyat denilen bir yöntemle göbek deliğinden küçük bir çizik yapılır ve içeriye ışıklı bir alet sokulur ve karın içi izlenir. Karın içinde kadının geçmişte yaşadığı iltihaplı olaylardan kaynaklanabilecek yapışıklıklar görülebilir. Bu yapışıklıklar yumurtalık kanalıyla yumurtalık arasındaki ilişkiyi bozabilir ve yumurtanın yumurtalık kanalına düşmesini engelleyebilir. Böyle yapışıklıklar varsa bunlar laparoskopi esnasında temizlenir. Bazen de kadında endometriozis denilen bir hastalık bulunur. Endometriozis kadının her ay adet olduğu rahim zarının rahmin dışındaki bazı yerlerde de mevcut olmasıdır. Bazen adet esnasında geri akarak oluşur veya bazen doğuştan mevcuttur. Bu noktalardaki rahim zarı parçacıkları her ay kadın adet olduğunda onlarda kendi âdetini olurlar ve yarattıkları kanamalı salgıyla batın içinde yapışıklıklar ve yine bazı salgıladıkları maddelerle yumurtlamanın engellenmesi, yumurta kalitesinin bozulması gibi zararlara yol açarlar. Endometriozis laparoskopi esnasında tamamen giderilmelidir.

 

     Laparoskopi aynı zamanda tıkalı kanalların açılması içinde bir yöntemdir ve başarıya ulaştığı takdir de kişiye doğal gebelik şansını tanır.

 

     Sayın okuyucularım görüldüğü gibi kadının araştırılması biraz daha uzun sürer çünkü kadının araştırılacak pek çok şeyi vardır. Tüm bu yapılan araştırmalar normal çıkarsa, erkeğinde spermi normal ise biz buna sebebi bilinmeyen kısırlık diyoruz. Tabi mutlaka bir sebebi vardır bugünkü teknoloji ile bu kadar anlaşılıp bilinebilmektedir. Bu sebeplerin bazıları tüp bebek yaptığımız fakat uygulaması esnasında ortaya çıkıyor. Bazı sperm yumurtayı dölleyemiyor veya yumurtanın kalitesi hep kötü oluyor ve döllenemiyor. Bazı çiftlerde döllenmiş yumurta hiçbir zaman bölünüp bir embriyo haline gelemiyor veya gelse bile çok kalitesiz embriyolar üretebiliyor ve bu şekilde de kişi gebe kalamıyor. Tüp bebek uygulamalarında dahi anlaşılamayan birtakım sebepler vardır. Bize başvuran çiftlerin yaklaşık %25‘inde etkin bir sebep bulunmamaktadır. Ama sebebi bilinmeyen grupta yapılan tedavilerle başarılı bir şekilde çocuk sahibi olabilmektedir. Onun için sebep bilinmediği için psikolojiktir veya kafana çok fazla takma geçer tarzı açıklamalar uygun değildir. Bu çiftlerinde tedaviye ihtiyacı vardır.

 

ÇOCUĞU OLMAYAN ÇİFTLERİN TEDAVİLERİ:

 

     Sayın okuyucularımız, yukarıda kısaca anlattığım gibi çocuğu olmayan çiftlerin tedavilerini 4’e ayırabiliriz. Birincisi yumurtlama tedavileri, ikincisi aşılamalar, üçüncüsü değişik ameliyatlarla kanalların açılması veya erkeğin ameliyat edilerek sperm yükseltilmesi, dördüncüsü ise tüp bebek tedavileridir.

 

    Tespit edilen sebeplere bağlı olarak bu tedavilerin biri veya bir kısmı uygulanır.

 

     Sperm sorunlarını ve tedavilerini anlatmıştık. Kadındaki yumurtlama sorunlarında da daha önce değindiğimiz haplarla veya iğnelerle veya bazı ameliyatlarla yumurtlamanın sağlanması temel tedavilerdir.

 

     Kanalların tıkalı olması durumunda laparoskopik yöntemle kanalların açılmasına çalışılabilir.

 

     Sık görülen sebeplerden olan nedeni bilinmeyen kısırlık olgularında ise tabiatın gebe bırakma sistemi her öğesi arttırılarak uygulanır. Yani kadının yumurtası bir iken ikiye, üçe çıkartılır. Sperm normal bile olsa yoğunlaştırılarak daha canlıları ve hızlıları seçilir ve bunlar yolu da kısaltmak için yumurtalık kanallarının rahme bakan ağzına kadar uzun bir boru yardımıyla içeri enjekte edilir (ki biz buna aşılama diyoruz). Bütün bu tedavilerle çocuk sahibi olunamazsa çiftlere tüp bebek yapılması gereklidir.

 

 

 

 

 

 

 

TÜP BEBEK KİMLERE UYGULANIR:

 

     Tüp bebek genelde spermi 10 milyonun altında olan erkeklere, ileri derecede sperm şekil bozukluğuna sahip olan erkeklerde; her iki yumurtalık kanalıda tıkalı olan kadınlarda veya yumurtlama tedavisi, aşılama gibi klasik yöntemlere cevap vermeyen çiftlere uygulanır.

 

TÜP BEBEK KİMLERE UYGULANAMAZ:

 

     Spermi hiç olmayan ve yumurtalıktan alınan parçada da sperm bulunmayan erkeklere, yumurtlaması durmuş veya menopoza girmiş kadınlara ve rahmi alınmış kadınlara uygulanamaz. Ayrıca kadın normalde olsa belli bir yaşın üzerinde ve belli bir hormon değeri bozukluğunda da tüp bebek şansı son derece az olduğu için uygulanmaması uygun olur. Bunun için belli bir hormon ve yaş sınırı verilemez; buna doktor takdir verecektir.

 

 

TÜP BEBEK- MİKROENJEKSİYON TEDAVİLERİ

 

Tüp bebek tedavisinde erkeğin görevi, kadın yumurtasının toplanacağı gün sperm vermesinden ibarettir. Tabi ki karısına göstereceği manevi destek bir erkeğe düşen en önemli görevlerden bir tanesidir!

 

     Tüp bebekte uzun protokol, kısa protokol, mikro doz protokol, ilaçsız tüp bebek vs. gibi değişik yöntemler vardır.

 

Önce standart tüp bebeği anlatalım.

 

     Standart tüp bebek tedavisinde kadınlara âdetinin 21. ci günü yumurtalığı baskılamaya yarayan bir ilaca başlanır ve onu takiben âdetin 2. ci günü hasta doktora gelerek hormon testi yaptırtır ve ultrasona girer. Baskılama yeterince olmuşsa hastaya bu sefer yumurtalığı uyarıcı iğnelere başlanır. Bu iğneler verilirken kandaki yumurtanın salgıladığı östradiol değeri takip edilir, yumurtaların boyutları takip edilir ve en az iki, üç yumurta 18 mm çapına ulaştığı zaman                  ( ultrasonda görülen, ölçülen içi su dolu siyah kesecikler ve folikül diyoruz yumurta bunun içinde bir yerlerdedir, ultrasonda görülemez) çatlatıcı bir iğne uygulanır. 35- 36 saat sonra genel anestezi altında vajinal yoldan ultrasona yerleştirilen bir iğne ile yumurtalıklara girilerek bu su dolu kesecikler emilir. Bu sıvı laboratuara verilir ve o sıvının içinde sadece bir toplu iğne başı kadar olan yumurtalar bulunur, ayıklanır ve bir kaba konur. Bu işlem yaklaşık yarım saat kadar sürer ve hasta uyandırılır. Bu esnada erkekte sperm verir ve o da laboratuarda bir ayıklama işlemine tabi tutulur. En iyi canlı ve hareketli spermler seçilir ve normal bir tüp bebek yapılacaksa bir kaba konup yanına 50 bin civarında sperm yerleştirilerek cam bir kap ile 37 derecede insan vücudunu anımsatan inkübator dediğimiz özel fırınlara konur. Bu arada spermler genellikle 24 saat içinde yumurtaları döller ve ertesi gün embriyolog inkübatorden kabı alarak döllenme kontrolü yapar. Normalde %70- 80 civarındaki yumurta ertesi gün döllenmiş bir halde ve ikiye, üçe bölünmüş halde izlenir. Bunu takip eden günde iyi embriyolar 4’ bölünür ve onu takip eden günde de 8’e bölünür. İdeal olarak yumurta toplandıktan 3 gün sonra hasta embriyo nakli için çağırılır. Biz hastalarımızı çok su içip gelmelerini ve mesanenin dolu olmasını istiyoruz. Hasta tek ameliyathaneye alınır ve hiçbir anestezi verilmeden jinekolojik muayene gibi masaya alınır, dolu mesanenin üzerinden ultrasonla rahim zarı görülür ve embriyoluğun vereceği genellikle iki, üç adet kaliteli embriyo uzun bir kateter yardımıyla hastanın rahminin üst kısmına enjekte edilir. Hasta daha sonra yatağına alınır, idrarını yapar, dört saat kadar hastanede yatak istirahatı yaptıktan sonra eve yollanır.

 

     Mikroenjeksiyon yönteminde ise, tek fark kaba konan yumurtaların yanında 50 bin tane sperm yerleştirilmesi değildir her bir yumurta özel bir alet yardımıyla tutulup, içine en kaliteli görülen tek bir sperm enjekte edilir ve dolayısıyla döllenme zorla gerçekleştirilir. Bu işlem yumurta toplandıktan 2–3 saat sonra yapılır, içine sperm yerleştirilmiş yumurtalar bu yolla inkübatore bırakılır ve ertesi günkü gelişmeler aynen üstte yazdığım gibi devam eder. Mikroenjeksiyon şansı döllenmenin garantiye alınmasından dolayı normal tüp bebek işleminden daha yüksektir ve bizde kendi kliniğimizde son 10 yıldır sadece mikroenjeksiyon yapıyoruz ve dolayısıyla hastaların gebelik şansını arttırmaya çalışıyoruz.

 

     Türkiye’deki yasalara göre hastalara en çok üç tane embriyo verilmektedir. Eskiden bu konuda bir kısıtlama yoktu ve herhalde dünyanın bazı ülkelerinde halen kısıtlama yoktur. 13 tanenin üzerinde embriyo verildiği zaman gebelik şansı pek artmamaktadır. Buna mukabil üçüz, dördüz gibi istenmeyen çoğul gebelikler oluşmaktadır.

 

     Hastalara embriyo nakli yapıldıktan 12 gün sonra gebelik testi yapılır ve pozitif çıkarsa da bu hem hastayı hem ailesini hem de işlemi yapan tüp bebek personelini büyük bir sevince boğar. Sonucun negatif çıkması durumundaysa tabi ki hepimiz büyük bir üzüntü duymaktayız. Tüp bebekte maalesef başarı şansı %100 değildir, en iyi çiftlerde %50 civarındadır. Dolayısıyla her çiftin gebe kalıp kalmama şansı hemen hemen eşittir. Burada atlanılmaması gereken konu şudur: eğer bu çiftin 3. cü günde güzel embriyoları varsa ve gebe kalmamışlarsa şansları yinede çok yüksektir ve denemeye devam etmelidirler. Ama bazı olgularda hiç yumurta çıkmaması veya yumurtanın çok kalitesiz olması veya döllenememesi veya hiçbir zaman kaliteli embriyo olmaması dolayısıyla değişik bazı yöntemlerle belki bir veya iki kez daha deneme yapılabilir ama hepsinde bu durum devam ediyorsa hastaya tedaviden vazgeçmesi önerilmelidir.

 

     TÜP BEBEK İLAÇLARI:

 

     Tüp bebek tedavileri esnasında kadınların yumurtaların sayısını arttırmak için özel bazı hormonal iğneler verilir. Bu iğneler yumurtanın büyümesini sağlar. Bazen bu ilaçlar çok fazla gelirse yumurtalıklar aşırı uyarılma hastalığı (OHSS) dediğimiz bir hastalık oluşur ve bunlar yumurtalıklarda aşırı büyüme, karında su toplama, karnın şişmesi ve gerginlik oluşur ve hasta bazen yoğun bakıma gidecek kadar ağır şekilde rahatsızlanabilir. Son yıllardaki iğne teknolojisi sayesinde artık bu hastalıkları çok ender görüyoruz ve bunun oluşma şansı şu an      %1‘lerin de altına inmiştir.

 

     Hastalarımız iğne tedavileri esnasında kilo aldıklarını, şiştiklerini, karınlarının büyüdüğünü bir takım sıkıntılar duyduklarını söylerler ki bunların bir kısmı doğrudur ama bir kısmı da işlemin getirdiği sese bağlı ve iğneyle ilgisi olmayan şikâyetlerdir.

 

     TÜP BEBEK İLAÇLARI KANSER YAPAR MI?

 

     Bu bize çok sorulan bir sorudur. Bildiğiniz gibi 1978 yılından beri tüp bebek yapılmaktadır ve şu an dünyada milyonlarca tüp bebek doğmuş bebek mevcuttur. Bunu da denemiş yine milyonlarca kadın vardır. Şu ana kadar ki bilgilerimize göre; tüp bebek tedavisi meme kanserini, rahim kanserini arttırmamaktadır, yumurtalık kanserine de etkisi yoktur. Sadece bazı ağız yolu ile kullanılan ilaçların 12 denemeden daha fazla kullanıldığı durumlarda yumurtalığın ‘sınırda kanser’ dediğimiz bir ara hastalığında biraz artış görülmüştür. Bunun önlenmesi için eğer tüp bebek tedavisi başarısız olmuş bir kişi bu konuda ümidini kesmişse bir sene kadar doğum kontrol hapı verilir ve bu da bu sınırda kanser şansını yok eder. Kişi gebe kalmışsa zaten gerek meme, gerek yumurtalık, gerek rahim kanseri geçirme şansı azalır çünkü bu kanserler hiç çocuk doğurmamış ve gebe kalmamış kişilerde daha sık rastlanır. Dolayısıyla tüp bebek tedavileri özellikle başarıya ulaşırsa, kişileri bazı kanserlerin riskini azaltması açısından da faydalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

İLAÇSIZ TÜP BEBEK:

 

     Bazı hastalarda aşırı uyarılma durumu dolayısıyla ilaçlar ya çok az verilmelidir veya ilaçsız tüp bebek denenebilir. Özellikle polikistik yumurtalık dediğimiz hastalıklarda bu olay daha sık rastlanacağı için ilaç vermeden yumurtalıktaki mevcut küçük yumurtalar ham şekilde alınabilir, dışarıda olgunlaştırılıp döllendirilerek embriyolar hastaya nakledilebilir. Buna ilaçsız tüp bebek diyoruz. Çok özel bazı durumlarda faydalıdır ama genelde başarı şansı daha düşük olduğu için hiçbir zaman ilk tercih olamaz.

 

     Yine bazı hastalarda değişik ilaç tedavilerine rağmen sadece bir veya iki tane yumurta gelişiyorsa ve bu kişiler normal adet görüyorlarsa, doğal adetlerindeki tek yumurtası ile hiç ilaç vermeden bu yumurta toplanıp, onunla da tüp bebek yapılabilir.

 

     BLASTOKİST TRANSFERİ:

 

     Hastalarda embriyo transferi genellikle yumurtayı topladıktan 3 gün sonra yapılır ama bazı durumlarda özellikle üçüncü günde çok fazla sayıda embriyo varsa bunlar iki gün daha bekletilerek daha iyi bir elekten geçirilir ve beşinci güne kadar yaşayabilen embriyolardan nakil yapılır. Beşinci gündeki gelişmiş embriyo blastokist adını veriyoruz. Genellikle ilk denemede blastokist yapılmaz ama kişi değişik tedavilerle gebe kalamazsa ve gerçekten yeterli sayıda embriyosu varsa blastokistin denenmesi uygun olur.

 

 

 PGD ( priemplantasyon genetik tanı )

 

     İnsanların ürettikleri embriyoların önemli bir kısmında kromozom anomalileri olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla PGD’de üçüncü günde ki embriyolardan birer hücre alınarak embriyonun genetik haritası çıkarılabilir ve buna göre normal olan embriyolar beşinci günde transfer edilerek kromozom bozukluklarından dolayı gebeliğin oluşmaması veya düşüklerin engellenmesine çalışılır. PGD seçici bir tedavidir ve herkese uygulanması gerekli değildir. Kişinin yaşının çok iyi olması durumunda veya sayısız denemelerle gebe kalamaması durumunda daha iyi embriyo seçimini sağlama ümidiyle yapılmalıdır.

 

EMBRİYO TRANSFERİ:

 

Kaç tane embriyo konmalıdır? İkiz, üçüz ihtimali çok mudur?

 

     Tüp bebek hastalarının bize sorduğu en sık sorulardan bir tanesi de bana kaç tane embriyo koyacaksınız ve benim ikiz, üçüz ihtimalim var mı? Pek çok ailece ikiz çok hoşlanılan bir sonuçtur fakat özellikle üçüz ve dördüzler çok büyük sorunlarla karşılaşılmaktadır. Onun için tüp bebek tedavilerinin amacı; üçüz ve dördüzleri mümkün olduğu kadar elimine etmektir. Dolayısıyla verilen embriyo sayısını en çok üçle sınırlandırmak uygun olur veya çok kaliteli embriyolardan iki tane verilmesi daha da iyidir. İkiz gebelikler dahi birtakım komplikasyona yol açabilirler.

Bunlar daha erken doğar ve bazen erken doğarak uzun yoğun bakım süreçlerinden sonra bebeklerin ya kaybedilmesi yada sakat olarak hayata devam etmeleri olasıdır. Tüp bebekte temel amacımız; hastayı gebe bırakmak ve mümkünse tek bir bebek ile gebe bırakmaktır, ikiz, üçüz yaratmak değildir.

 

     Üç tane çok kaliteli embriyo üçüncü günde anneye nakledildiği zaman gebelik oranını yaklaşık %50 gibi düşünüyoruz. Eğer anne gebe kalırsa bu gebeliklerin yaklaşık %10’ unda üçüz, %40’ ında ikiz olur ve %50 kadar da tek bebek gelişir. Dört tane embriyo verilmesi durumunda bu sayılar giderek artar, dördüzler, üçüzler ve ikizler sayısında ciddi bir artış olur ve dediğim gibi bu da hoş olmayan bir durumdur. Tabi ki ikizleri ve üçüzleri önlemek için tek embriyo transferi de düşünülebilir fakat tek embriyonun gebelik şansı %25 civarında olduğu için hastada kabul görmemektedir.

 

     TÜP BEBEK KAÇ KEZ UYGULANABİLİR:

 

     Bunda bir sınır yoktur ama altıncı uygulamadan sonra gebelik şansı azalmaktadır. Bizim rakamımız 17 ‘dir. Yani 17. ci denemede gebe kalan hastamız mevcuttur bu da insanların çocuk sahibi olabilmek için ne kadar sabırlı olabileceğini, ne kadar dirençli ve kuvvetli olabileceğinin bir göstergesidir.

 

  

 

  TÜP BEBEKTE PSİKOLOJİK DURUMUN ÖNEMİ:

 

     Çocuk sahibi olamayan çiftler ciddi ruhi sıkıntılar yaşamaktadır. Kişiler kendini toplumdan soyutlanmış hissetmekte, çevre, aile ve arkadaş baskısından bunalabilmektedirler. Televizyondaki çocuk reklâmlarına veya komşusunun çocuğunun doğmasına bile büyük bir üzüntü ve stresle yaklaşan çiftler vardır. Yine çocuk sahibi olamama çiftler arasında tartışmalara, kırgınlıklara, kavgalara yol açabilir. Cinsel hayat çok mekanik bir hale gelerek azalabilir. Çiftler birbirlerinden cinsel olarak da soğuyabilirler. Yetersizlik hissi, başarısızlık hissi, tatminsizlik ileri derecede rastlanabilir, depresyon ve sıkıntı halleri artar. Dolayısıyla her tüp bebek merkezinde bir psikolojik danışman bulunmalıdır ve bu tarz çiftler oradan psikolojik danışma alarak tüp bebek sürecine kendilerini daha rahat hazırlamalıdırlar ve başarısızlık durumunda da bunu dünyanın sonu gibi görmeyip tekrar yola devam edebilmelidirler.

 

     BEBEK SAHİBİ OLMAK İÇİN ALTERNATİF TIPTAN FAYDALANILIR MI?

 

     Soğan suyundan akupunktura, vitamin tedavilerinden bitkisel tedavilere kadar bir sürü tıp dışı tedavi örneklerini her gün okuyoruz, duyuyoruz. Şu bilinmelidir ki bütün bu tedavi yöntemlerinin amacı kişinin moralini düzeltmek, başarılı olacağı inancını pekiştirmekten ibarettir. Bunun dışında bilimsel olarak ispatlanmış bir faydaları yoktur ve hatta bu yüzden tüp bebek tedavilerinin geciktirilmesi kişilere daha zararlı olacaktır. Lütfen tüm okuyucularımız doktorlarıyla konuşarak pozitif bilimin nimetlerinden faydalanmalı ve tıp dışı tedavilere çok rağbet etmemelidirler.

 

 

BİR HASTA TÜP BEBEK YAPTIRMAYA KARAR VERİRSE HANGİ MERKEZE GİTMELİDİR VE MERKEZİ NASIL SEÇMELİDİR?

 

     En zor sorulardan bir tanesidir. Çift belki de hiç beklemediği bir şekilde başına gelen tüp bebek tedavisinden dolayı zaten üzüntülü ve hatta şoktadır. Merkez seçimi konusunda çok fazla yoğunlaşamayabilir. Çevreden duyduğu, kendi arkadaşının gittiği bazı merkezlere rahatlıkla gitmek isterler. Ben çiftlere gidecekleri merkezin başarı oranlarını incelemelerini o merkezin kaç yıldır bunu yaptığını görmelerini, ekibin ve ekibin başındaki liderin bu konudaki tanınılırlığı ve özellikle oraya gelen hastaların memnuniyeti ve başarıları gibi öğelere dikkat etmelerini öneririm. Türkiye’ de şu anda 107 tane tüp bebek merkezi mevcuttur ve Avrupa standartlarında tedavi verip de o standartta gebelik elde eden az sayıdaki merkeze seçici olarak başvurmalarını tavsiye ederim. Çünkü tüp bebekte başarısızlık çok yıkıcı olabilmektedir, hem madden hem manen çiftler çok yıpranabilmektedir.

 

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TÜP BEBEK KAÇA MAL OLMAKTADIR:

 

     Tüp bebek maliyetli bir tedavidir çünkü bu konuda uzman doktorların yetişmesi çok zordur ve uzundur, uzman sayımız nispeten azdır. Aynı şekilde yumurta döllenme ve embriyo üzerine çalışan embriyologlarımızın da sayısı kısıtlıdır ve çok uzun ve zor bir eğitim sonrasında bu noktaya gelebilmişlerdir. Bir tüp bebekte yaklaşık 10 – 12 civarında kişinin uyumlu bir şekilde çalıştığını hatırlatmak isterim. Dolayısıyla baştaki ekip liderleri, doktorlar, embriyologlar, hemşireler, anestezistler, yardımcı personel gibi iş elemanlarının bu konuda katkısı vardır ve dolayısıyla tüp bebek tedavileri maliyetli olmaktadır.

 

     Sosyal Güvenlik Kurumu iki kereye kadar tüp bebek ilaçlarını ödemekte ve doktor ücretleri olarak da 850 TL vermektedir. Dolayısıyla SGK’sı olan ve eğitim ve araştırma hastanelerinden veya üniversitelerden tüp bebek yaptırılmalıdır raporu alan kişilerin bu olanaktan faydalanmasını öneririm.

 

     Türkiye’de ortalama tüp bebek maliyetleri 5000- 6000 TL civarındadır. ( Bu fiyata ilaçlar dâhildir ). Değişik zamanlarda bu fiyatlarda indirimler söz konusudur. Özellikle ilaç fiyatlarında düşme oluşmuştur. Tüp bebek merkezi sayısı artmasından dolayı da rekabet sonucu fiyatlar düşme eğilimindedir. Bir süredir yaşadığımız ekonomik zorluklar nedeniyle de tüp bebek yapılan hasta sayısı azalmış ve maliyetler daha da ağır bir hale gelmiştir.

                                                                                                           

     Sayın okuyucularım pek çok çiftin rüyası olan bebeğe ulaşmak için standart tedavi yöntemlerini ve bunun en uç noktası olan tüp bebek tedavilerini bu yazımda toparlamaya çalıştım. Tabi ki bu yazı dizisi aklınızdaki her türlü soruya cevap veremeyebilir. Ama lütfen bana yazınız her türlü sorularınıza cevap vereceğim ve bütün sorularınızı tek tek cevaplayacağım. İletişim telefonlarımız 0212 260 40 40 ve 0216 349 05 05’ tir ve ayrıca bize e-mail ile de info@jinemed.com.tr ‘den ulaşabilirsiniz. Telefonlarınızı ve Mail’lerinizi bekliyorum özellikle maliyetlerle ilgili yaz ayları boyunca size özel indirimlerimizi öğreniniz.

 

     Hepinize sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle.

 

Prof. Dr. Teksen Çamlıbel

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Özel Jinemed Tüp Bebek Merkezi

www.jinemed.com.tr

                               

 
Yapılan Yorumlar

İlk Yorum Yazan Siz Olun

 
   Adet Ağrısı
 Anestezi
 Beslenme ve Diet
 Diş Hastalıkları
 Doğum Kontrol Yöntemleri
 Genel Cerrahi
 İç Hastalıkları
 İdrar Kaçırma
 Meme Kanseri
 Menopoz
 Myom
 Perinatoloji
 Rahim Ağzı Kanseri
 Üroloji
 Vaginal Akıntı ve Mantar
 Vaginismus
 Yumurtalık Kistleri
    Soru Sorun
         
BeşiktaşBursaKalamışIVF TURKEYJinevizyon

Web Stat